Merhaba Dostlar
Teknolojinin hızla ilerlediği ve hayatımıza girip bir parçamız haline geldiği bu iletişim ve bilgi çağında sanal ortam olarak ta adlandırdığımız internet bilgi ağından siz türkü dostlarına ulaşmanın heyecanını yaşıyorum.
Geçmişimizi bilerek yarınlara doğru açık ve aydınlık bir yolda ilerleme sevdasıyla hepinizi selamlıyorum.
Türkülerin ve deyişlerin ne kadar özel ve güzel olduklarının bilincinde olan biz ANADOLU insanı asırlardır ses vermeyi,seslenmeyi(seslen me) edeplice
SÖZ GÜMÜŞSE,SÜKUT ALTINDIR (Hz.Ali)
ölçüleri içinde kullanmaya dikkat etmişiz.Çoğunlukla susan ve dinlemeye alışan bizlerin,bildiği,gördüğü,duyduğu,yaşadığı ve duyumsadığı her türlü etkeni,en iyi ve en güzel dillendirdiği kültürümüzün nefes aldığı en temel değerlerimiz ve iletişim yolumuz olan Türkülerimizi tuttukça Türkülerimizin bizi nasıl yakaladığını biliyoruz.
Bir şey neyse odur, başka da bir şey değildir.
Bizler yönümüzü tayin etmek ve bulmak için ihtiyaç duyduğumuz en temel eleman olan belleğimizi(atalarımızla ANADOLU insanının bilgeliğini,tarihini,inanç ve yaşayış biçimiyle ilgili bilgileri,karşı güçlerden canımız pahasına koruyarak,yaşayabilmemiz, yaşatabilmemiz için,gizlice geleceğe taşımak üzere,türkü ve deyişlerin dizelerine yaslayıp sazımızın tellerine tutundurup rüzgara asarak,asırlar aşıp aşırıp çok büyük bedellerle günümüze gelen)türkü ve deyişlerimize borçluyuz.(Türküler belleğimizdir,belleğimizdedir.)
Hepimiz bir ülkenin türkülerini yazanlar, o ülkenin yasalarını yazanlardan daha güçlüdür sözünü ve Söz söyleme ve laf etme arasındaki farkı biliyoruz.
İNSANIN CEMALİ, SÖZÜNÜN GÜZELLİĞİDİR (HACI BEKTAŞ-I VELİ)
İnsanın en güçlü yani (dili) SÖZÜ dür.Türküler söylenmiş ve söylenmesi gereken güzel ve gerekli sözlere ve yaşanmış yaşamların gerçekliliğini dilden dile kulaktan kulağa aktarım için yol olmuştur.
Sözünün ustası olan ozanlar ustalıkla söyledikleri sözleri bağlamaları ile Türkülendirerek(müziklendirerek) bezemiş sevdirmiş belleklerle belleğimize aktarmışlardır.Sözünün ustası Ozanlar yaşadıkları dönem ve duydukları geçmiş ile ilgili bütün bilgileri aktarmak için Türküler yoluyla yaşayan bilinci belleği seçmişlerdir.Yazılı tarih güdümlüdür.En doğru tarih(geçmiş)bilgisi halkın hafızasıdır.Sözünün ustası Ozanlar halkın göremediğini gören,duyamadığını duyan ve en önemlisi de söyleyemediğini korkusuzca söyleyen halkının,haklının,gözü,kulağı,dili ve önderleridir.Hiç bir çıkar gözetmeden,Canları pahasına Hak ve haklıdan yana olduklarını Türkülerden Türkülerinden biliyoruz.Türküler günümüze gelmiş geçmişimizin tanıklarıdır.
Bildiğimiz gibi Bilim bildiklerimizi aktarabilmek ve uygulayabilmektir.Bunu bilmek te bilgidir.Bilgi sorumluluktur.
Geçmişimizden aldığımız bu çok değerli bilgilerimizi,kültürümüzü, bozmadan değiştirmeden,çarpıtmadan,saklamadan ve özüne dokunmadan en doğru şekilde yarınlara aktarabilmek konusunda (üzerimize) üzerime düşen sorumluluk payını büyük bir aşkla,özenle ve dikkatle (bilgimiz)bilgim ve (gücümüz)gücüm ölçüsünde, (sorumluluğumuzun)sorumluluğumun bilinci içinde,hassasiyetle,sevgiyle,eksiksiz,kusursuz ve en iyi şekilde yerine getirmek en önemli amaçlarımdandır.
Günümüz yaşam biçiminde arabesk ve batılı müzik anlayışının baskın bir özellik taşıdığını görmekteyiz.Oysa türkülerde ölümsüz ,eşsiz sözler,sesler vardır.Bunun yanında halk kültürü içinde su yüzüne gün yüzüne çıkmamış pek çok eşsiz eseri evrensel insanlık kültürüne sunarak biraz daha kendimiz olmayı sağlamak yönünde katkıda bulunmaktır.
Bu anlayıştan yola çıkarak sizlerden (halktan) aldığımı saklamadan, çarpıtmadan, bozmadan ve özüne dokunmadan yine sizlerle (halkımızla) en doğru haliyle paylaşmayı amaçlamaktayım.
Biliyoruz ki öz kültürümüzün en vazgeçilmez bir parçası olan ana sütü gibi diye adlandırılan türkülerimizi doğrudan yada dolaylı olarak olumsuz etkileyen arabesk ve batılı yabancılaşmış müzik anlayışının önünde ancak ve ancak kendi toprağımızın derinliklerinden fışkıran,kendi öz ve özgür sesimiz olan yüreğimizin en insan yerinden tınılanan sazımızla,sözümüzle,kendimizle ve bütün insanlara bir diye bakan gözümüzle durabilir ve kendimiz olarak kalabiliriz.
Bir şey neyse odur, başka da bir şey değildir.
Seni diğerlerinden farksız yapmaya gece ve gündüz bütün gücüyle çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir.Ve Bu savaş bir başladı mı artık hiç bitmez. (e.cummins)
İnsanın bir kimliği de kökleridir.Kendisi olarak kalmaya çalışan,direnen ezilmiş,horlanmış,sosyal ve ekonomik yetersizliklerden dolayı istemleri ve iradeleri dışında kentlere(gurbete)göç etmiş ve ayakta durma, onurluca bir yaşam sürdürme çabası içinde olan biz ANADOLU insanı,çıkar çarklarının hızla döndüğü ve her geçen gün daha da ezici olduklarını bildiğimiz güçlere karşı daha az etkilenmemiz konusunda kendimiz olmak ve kendimiz olarak kalmaktır.Kendimiz olmak ve kendimiz olarak kalmak kültürümüzle belleğimizle mümkündür.Kendisi olarak kalamayan kendini kaybeder.Kaybolan kendini geliştirme ve tamamlama şansı bulamaz.
Bir şey neyse odur, başka da bir şey değildir.
Kendimiz olarak kalabilme belleğimize bağlıdır.İşte türküler burada devreye giriyor.Bizi bize söyleyerek,hatırlatarak.
Türküleri çok seviyorum.Türkü bilmeyi,Türkü dinlemeyi ve Türkü söylemeyi de çok seviyorum,ama sadece Türküleri çok sevdiğim için Türkü söylemiyorum.Sesim güzel olduğu için de Türkü söylemiyorum.Türkülerin söylenmesi gerekliliğine inandığım için Türkü söylüyorum.(Ben buyum böyleyim işte.)
Bir şey neyse odur, başka da bir şey değildir.
Bütün Türküler sadece lay lay lom türkülerinden oluşmazlar.
Bildiklerimi ,biriktirdiklerimi paylaşma yolunda,USTA ya ve BİLİM in aydınlık yoluna olan inancımla,hepimizin yolunun açık ve aydınlık olması dileklerim le istediklerimizin olması birlikte şimdi de yaşanır bir dünya için gayretlerimize ve emeklerimize selam olsun.
Saygılarımla
Binali İLGÜN
